alis'in defteri

tam bir alis olmak, zamansız, boyutsuz ve tutarlı. korkunç mu? biraz yabancı..

Prag – İstanbul karayolu seyahati

haziran sonunda prag’a bir tiyatro festivali için gittim. dönüşümde de hem bir fırsat olduğu için, hem de avrupa dönüş uçuşları gidişten daha pahalı olduğu için karayoluyla budapeşte – belgrad – sofya üzerinden istanbul’a döndüm. vaktim uysaydı, dönüşü sofya yerine yunanistan’da uyan herhangi bir şehir üzerinden yapmayı tercih ederdim. diğerlerine kıyasla sofya’da yapacak pek bir şey bulamadım açıkçası.

seyahat benim kişisel deneyimim ve ruhsal seyahatim olarak inanılmaz geçti. gezinin hissettirdiklerini yazmak aradan zaman geçtikçe zorlaşıyor. belki başka bir gün. şimdilik, kullandığım tren ve otobüs bilgilerini, şehir içi ulaşım ve belki yemekle ilgili, çoğunlukla az para harcamaya dair birkaç şey paylaşacağım.

bir de, çok işimi gören şeylerin kısa bi listesi yaptım. yazının en sonunda bulabilirsiniz.

ben yolculuğu planlarken internetin ve blogların çok yardımını gördüm. umarım burada yazanlar da başkalarına yardımcı olur. tabi uygulama esnasında planlara veya internetten bulunanlara aynen sadık kalmak bazen mümkün olmuyor. bazen de mali olarak daha uygun seçenekleri, o şehre gittiğinizde daha net görebiliyorsunuz.

şu an için (2015 yılı); çek cumhuriyeti (prag), macaristan (budapeşte) ve bulgaristan (sofya), avrupa birliği ülkeleri olmalarına rağmen euro bölgesinde değiller. yani alacağınız schengen vizesi ile bu ülkelere giriş yapabiliyorsunuz ancak para birimleri euro değil. sırbistan (belgrad) ise schengen ülkesi değil ve türkiye’den vize istemiyor.

öncelikle bu ülke ziyaretlerinizde yanınızda sadece TL ile gidip heder olmayın, harcayacağınız parayı euro olarak yanınıza alın. tamamında euro bozdurmak mümkün. ben budapeşte’de yerel parayı hiç kullanmadım, öyle denk geldi. sadece kredi kartı kullandım. çek cumhuriyeti’nde euro-çek korunası dönüşümünde bazı döviz büroları yarı yarıya bir kur vererek yasal soygunculuk yapıyorlar. dev “no commission” yazısı gördüğünüzde, komisyon almayıp, kurdan kol gibi sokuyolar mı diye, sakince durup, hesaplamada acele etmeden bakmak lazım. oteller, kafeler bile daha iyi kur verebiliyor. hatta tüm alışverişinizi kredi kartıyla yapsanız bile, komisyon kazığı yemekten daha kârda olursunuz. makul fiyat veren döviz bürolarında ise sorun yok. ben yandım, siz yanmayın diye bu konuyu uzun tuttum🙂

prag – budapeşte arasında trene cesaret edemediğimden otobüs kullandım. tren istasyonu ile otogar çok yakın, ikisinden de fiyat alınabilir. şimdiki aklım, bu güzergahtaki otobüs seyahatim ve sonraki tren seyahatlerime dayanarak, aynı yolu yine katedersem kesin tren kullanırım.

otogarda, orangeways bankosundan fiyat ve saat öğrenmek istediğinizde, size tüm şirketlerin hareket sıklığını, saatini ve fiyatını belirten a4’ten kesilmiş bir kağıt veriyorlar (fiyat listesi 1). SA (student agency) ve E (Eurolines) en iyileri. bir de M kısaltmalı bir firma var, ne olduğunu bilmiyorum. ben bileti hareket saatinden 20 dk önce adığımdan bu firmalarda yer kalmamıştı. en berbat firma olduğunu sandığım OW (OrangeWays) ile burnumun direğini kıran ve neden kaynaklandığını anlayamadığım bir otobüs dolusu koku ile (çiş desen değil, yemek desen değil.. öyle bi koku..) seyahat ettim. 23:00 kalkış, 5:20 varış. biletinizde numara yazsa da, en azında bu firmada oturma düzeni dolmuş usulü. koltuk kapanın yani. neyse ki zayıf ve alkolsüz bir adamın yanında yer bulabildim. burnumu da yol boyunca boynumdaki şalla kapattım. ama o koku budapeşte’ye varıp otobüsten indikten sonra 2 saat kadar beynimin içinde dolandı. bana öylesi denk gelmiş de olabilir tabi. ama diğer firmalardaki biletler 2-3€ daha pahalı. ve bu firmayı da, bu kadarcık paranın hesabını yapmak zorunda olan, belki yıkanma ve barınma sorunu olan yoksul kesim (hatta kaçak, zira bu seyahatte pasaport kontrolü yapılmadı) mecburen tercih ediyor olabilir. otobüsteki insanlara değil, kapitalist düzene ve göçmen politikalarına sövmek lazım. neyse.

bilet 25€ civarı (487Kç). son dakika bileti diye bir olayları da var, hareket saatinden 10 dk önce alırsanız geçerli ama ben balıma o saatte hareket eden tüm otobüslerdeki kalan tek bileti aldığımdan şansımı zorlamayıp bileti aldım.

otobüs budapeşte’de FTC stadyumunun orada indiriyor. sırtınızı stadyuma verip sağa doğru yürüyüp alt geçide inip aşağıdaki metro hattını kullanarak şehir merkezine ulaşabilirsiniz. metro bileti otomat tarzı bi şeyden alınıyor, ben kredi kartıyla aldım, kuru hatırlamıyorum ama 350Ft (sırp dinarı). bu bilet, trene biniş öncesinde validasyon cihazlarına okutuluyor. içimdeki yorgun ve burnu kokulu çakala uyarak ben biletimi gün boyunca okutmadım fakat yanımda bir bilet hep vardı. gündüz buluştuğum macar arkadaş kontrole biletsiz yakalandı (şansına o durakta bilet otomatı çalışmıyordu, bilet almayı denedi ama alamadı. alsa valide ettirir miydi, bilemiyorum) ve dev bir ceza ödemekten, kontrolöre dil döküp aylık abonman satın alarak kurtuldu. yerse, deneyin, heyecan oluyor🙂 benim gibi çok kısıtlı parayla gezmiyorsanız, dolayısıyla ince hesapta değilseniz değmez. neyse, stadyumun orada denk getirdiğim bir çiftten aldığım bilgiyle alt geçitteki istasyonda mavi hat olan M3’e binip Deák Ferenc Tér durağında indim. burası hem merkezi hem de harita ve bilgi alabileceğiniz bir tourist information var. ben info’daki kadına akşam belgrad’a gideceğimi ve nasıl tren bileti alabileceğimi sordum. MÁV isimli bir firmayı söyledi ve verdiği harita üzerinde, yürüme mesafesindeki acentasının yerini tarif etti. firmanın karşısındaki parkta bir dönme dolap var. sabahın o saatinde, işine gidenler sokaklara henüz yayılmamışken, acenta açılana kadar, o dönme dolabın bir durup bir hareket etmesini izledim. sırayla yer hizasına getirilerek kabinler siliniyormuş meğersem. ama o saatte öyle bir durum bana baya bi büyüleyici gelmişti.

budapeşte’de bi türk hamamına gidin ve bütün gününüzü orada geçirin🙂 (fiyat listesi 2). ben kontrolde abonman kitlenen arkadaşla Király Fürdö’ye gittim, ucuz ama dede-nene yoğunluklu ve bir hastane bünyesinde çalışan, fizik tedavi ünitelerinin de bulunduğu sakin bir yer. fürdö, bath oluyor sanırım.. suyun kimyası nedeniyle boynumdaki gümüş kolye yarım gün boyunca bakır görünümünde kaldı. ama akşamki yolculukta pamuk gibi uyudum.

MÁV ile budapeşte – belgrad tren seyahati 4725Huf yani 15€. bileti, seyahat öncesinde istanbul’dayken http://www.elvira.mav-start.hu adresinde 25€ olarak bulmuşum. yani bileti oradan alırsanız daha ucuza gelebilir. kalkış varış saatlerini hatırlamıyorum, kalkış saat 22:00 civarıydı sanırım. yine metro ile -ben kırmızı M2 hattını kullanarak, tuna’yı da geçerek yarım saat civarında ulaştım- keleti’ye (novi-sat diye de bi not almışım, durak adı bu da olabilir) ulaşabilirsiniz. istasyon da burada zaten. prag’ın kokulu otobüs yolculuğundan sonra cennette bir gece geçirerek belgrad’a vardım. pasaport kontrolleri hariç aralıksız uyuduğumdan sigara içilebilen yeri, restoranı, tuvaleti var mıdır bilmiyorum.

belgrad tren istasyonuna varınca, sırt çantamı emanetçiye bıraktım. aslında budapeşte’ye otobüsle varıp trenle ayrılmasaydım yani seyahat varış ve ayrılış noktalarım aynı olsaydı orada da aynısını yapabilirdim. 24 saat için, bavulu teslim alırken 1€ civarı ödedim. gündüz şehir gezip gece seyahat ettiğimi düşünecek olursak, en kıymetli ve en ucuz harcamalarım bu emanetçilereydi..

belgrad’da şehir içinde bir gün kullanımlık bilet 3€ civarı, daha uzun güne uyan veya birkaç saatlik seçenekleri de var. geç keşfetmesem sabahtan alırdım ama o erken saatte şehirde yürümek de ayrı güzeldi.

sava üzerindeki ada ciganlija’ya gidin (ada, türkçedeki gibi ada..) ve kitabınızı yanınıza alıp, ister ada içindeki koruluk alanda yürüyüş yapın, ister yüzün, isterseniz de fear factor parkuru tadında, nehir üzerine yerleştirilmiş şişme parkurda arkadaşlarınızla eğlenin. ama bir tam gün geçirin🙂 adaya giriş ücretsiz, bisikletle içine kadar girilebiliyor -ben otobüsle ada içine yürünecek yere kadar gidip, adaya yürüdüm-.

tuna ve sava’yı kesişirken görebileceğiniz beogradska tvrdava (belgrade fortress) ise manzara açısından çok güzel.

başka bir yerde de, bombaların yarı yıktığı ama ibret olsun diye tamir görmemiş iki binayı sabahın ilk ışıklarında görmek, şimdi anlatamayacağım şekilde garipti..

belgrad tren istasyonuna ilk vardığımda şehrin haritasını aldım ve prag’dan kalan az biraz çek korunamı bozdurdum. fiyat, prag’da yediğim kazığı düşününce oldukça normaldi. şehir içindeki döviz satışı da uygun fiyatlıydı. istasyondan ayrılmadan belgrad – sofya tren biletimi de aldım. Zeleznice Srbije (serbian railways) ile koltuk 23€, 6 kişilik kuşet 29€. 4 kişilik de var ama fiyatını hatırlamıyorum. aradaki 6€ fark, emanetçideki harcama gibi her kuruşuna değer. temiz çarşaflar veriliyor. vagonda kompartman dışında cam kenarlarında sigara da içilebiliyor. 4 interrailci (iki geveze ergen amerikalı kız ve nereli olduğunu bilmediğim 1 çift) ve 1 sırp teyzeyle seyahat ettim. biletinizde belirtilen kompartman ve yatakta seyahat ediyorsunuz, kapanın elinde kalır gibi bi durum yok. yatılan alan biraz dar. eğer irice bir bünyeyseniz, bileti alırken en üstteki yataklardan istemeniz veya farkı ödeyip 4 kişilik kuşetli vagonda seyahat etmeniz mantıklı. temmuz başı olmasına rağmen gece baya bi üşüdüm. uyumadan önce üst raflarda bulunan battaniyelerden yanınıza almakta fayda var.

vagonların ray sesleri eşliğinde mışıl mışıl ve uzun zaman sonra ilk kez yatarak sofya’ya vardım. sofya’da tren garı ve otogar yanyana. otogar’daki emanetçiye sırt çantamı bıraktım. günlük 1.60€ civarı ücreti var ama akşam dönüş otobüsüme binmeden önce üzerimde olan bozukluklarla boynumu büküp, dilenci gibi bir avuç dolusu parayı sayıp 1.20€ ödedim🙂 eksik kaldı ama kağıt para bozdurmayıp irili ufaklı bozukluklardan istanbul dönüşü öncesinde kurtulmuş oldum. neyse, metro turizm’le sofya – istanbul 50TL. isterseniz € veya leva olarak da ödeyebiliyorsunuz. 1-2 firma daha var, fiyatlar ve kalkış saatleri birbirine yakın. ben 20:30 otobüsüne bindim.

bence sofya’da bi sik yok, özellikle bilip nokta atışı gitmeyip, gelişine gezecekseniz veya kumar oynamayacaksanız.. zaten 1-2 gün vaktim daha olsaydı yunanistan üzerinden gelirdim. şehir 10 günlük bayram tatilinde gibi bomboş. bir arkadaşın önerisiyle en uzun ve hareketli caddesinde ağır ağır yürümek 17 dakikamı aldı. istasyon tarafında bir bit pazarı varmış ama benim orada olduğum güne denk gelmedi. zaten öneren arkadaş da sofya’ya gittiğinde en çok kumarhanede vakit geçiriyor. görmemek değil, uzun zaman ayırmak kayıp olabilir. yolunuzun üstüyse de otogarda uyumayın tabi.. opera binasının oradaki parkta oturdum ben. parktaki havuzun su sesiyle güneşli bi günde gölgede dinlenmek güzeldi.

prag, budapeşte ve belgrad’da ücretsiz wi-fi bulmak mümkündü. hatta belgrad’da sabah erkenden açılan halk kütüphanesinin kafesinde hem interneti sömürdüm hem de telefonumu ve taşınabilir şarj aletimi şarjettim (ayıp olmasın diye içtiğim kafve berbattı). sofya free wifi konusunda zayıf.

gezilecek görülecek yer açısından da sevmeme rağmen pek müzelere takılmadım, ücretsiz girişli kilise, cami, galeri, park, harabe ne denk getirdiysem gezdim. daha ziyade yeşillik, su kenarı vs dinlendirici yerleri tercih ettim. budapeşte, belgrad ve sofya’da kiril alfabesine maruz kalmak enteresan bir kafaydı, prag’da ise latin alfabesi görmeme rağmen geçtiğimiz yıllarda patlayan yanardağın çekçe adına alıcı gözüyle bir daha bakarsanız, sokak isimlerinin falan pek bi şey ifade etmediğini tahmin edebilirsiniz🙂

ben biraz kaybolmak amaçlı, düşük bütçeli (lan bi daha mı gelicem, neyse parası veriveririm, şu dana gulaştan bi daha nerde yicem, bira ne ucuz, bizde paso vergi tabi cık cık demeden), bol yürüyüşlü (istanbul’a kıyasla küçük ve seyrek nüfuslu şehirler) gezdim. aslında yaptığım tam bir gezi değil de bir dönüş yolculuğuydu. yanımda elektronik kitap okuyucu ve mp3 çalar olmasına rağmen, okuyucuyu sadece varış şehirleri hakkında bilgi olsun diye lonely planet serilerini okurken kullandım. istanbul’da müziksiz nadir yürürüm ama bu seyahatte hiç müzik dinlemedim. darısı başınıza🙂 sormak istediğiniz bir şey olursa, bildiğimce cevaplamaya çalışırım..

iş gören şeyler:

OsmAnd – akıllı telefona 10 adete kadar ücretsiz ülke haritası indirilebilen offline uygulama.

http://www.rome2rio.com – şehirler arası hava ve kara yolu alternatif ücretleri gösteren web sitesi. istanbul-prag yazarsanız sadece uçuş verir ama adım adım yakın şehirlerle aratırsanız tren ve otobüs önerileri de veriyor.

WiFi Map – yine akıllı telefonda kullanılan, eğer başka kullanıcı tarafından girişi yapılmışsa şifreli wifilerin şifrelerini veren uygulama.

5TL’lik türk kahvesi pişiricisi + küçük termos – priz kullanabildiğiniz yerlerde poşet çay, kahve ve hazır çorba ihtiyacını gideriyor.

karabina – ıslak mayo ve terlik, küçük poşet vs şeyleri çanta saplarına asmak için.

güler yüz – yer sorarken, parasız tuvalet kullanırken, telefon vs. şarj ederken baya bi iş görüyor. ben tercih etmedim, vaktim de pek yoktu ama sosyalleşmek için de baya faydalı🙂

yol ücretleri liste:

ist-prag uçak: 73€

prag-budapeşte otobüs: 25€

budapeşte-belgrad tren: 15€

belgrad-sofya:  23€ koltuk, 29€ yatak (10 saat)

sofya-istanbul otobüs: 18€ (50TL, kur o zaman bu kadar coşmamıştı)

fiyat bilgisi 1 ve 2:

(daha sonra ekleyeceğim)

geziden fotoğraflar:

(daha sonra ekleyeceğim)

Ağustos 29, 2015 - Posted by | alis diyor, alis geziyor | , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: